Mehmet Nuri ÇANKAYA
           




  Kategoriler
  .Basın-Medya (33)
  .Bilişim (215)
  .GeziYorum (35)
  .Önemli Duyurular (43)
  .Pazarlama (15)
  .Seminerler (170)
  .Sosyal Sorumluluk (1)
  .Sunumlar (7)
  .Yönetim (16)

  Arşiv
  Haziran 2011 (Güncel)
  Mayıs 2011 (16)
  Nisan 2011 (5)
  Mart 2011 (1)
  Şubat 2011 (1)
  Ocak 2011 (4)
  Aralık 2010 (9)
  Kasım 2010 (5)
  Ekim 2010 (5)
  Eylül 2010 (5)
  Ağustos 2010 (2)
  Temmuz 2010 (1)
  Mayıs 2010 (3)
  Nisan 2010 (2)
  Mart 2010 (7)
  Subat 2010 (4)
  Ocak 2010 (2)
  Aralık 2009 (4)
  Kasım 2009 (2)
  Ekim 2009 (1)
  Eylül 2009 (7)
  Ağustos 2009 (4)
  Haziran 2009 (1)
  Mayıs 2009 (7)
  Mart 2009 (7)
  Şubat 2009 (8)
  Ocak 2009 (10)
  Aralık 2008 (3)
  Kasım 2008 (1)
  Ekim 2008 (3)
  Eylül 2008 (8)
  Ağustos 2008 (10)
  Haziran 2008 (13)
  Mayıs 2008 (11)
  Nisan 2008 (3)
  Mart 2008 (7)
  Şubat 2008 (13)
  Ocak 2008 (18)
  Aralık 2007 (16)
  Kasım 2007 (25)
  Ekim 2007 (6)
  Eylül 2007 (10)
  Ağustos 2007 (8)
  Temmuz 2007 (9)
  Haziran 2007 (6)
  Mayıs 2007 (7)
  Nisan 2007 (11)
  Mart 2007 (4)
  Şubat 2007 (12)
  Ocak 2007 (14)
  Aralık 2006 (17)
  Kasım 2006 (14)
  Ekim 2006 (2)
  Eylül 2006 (4)
  Ağustos 2006 (2)
  Temmuz 2006 (1)
  Haziran 2006 (3)
  Mayıs 2006 (5)
  Nisan 2006 (5)
  Mart 2006 (3)
  Şubat 2006 (4)
  Ocak 2006 (5)
  Aralık 2005 (6)
  Kasım 2005 (6)
  Eylül 2005 (2)
  Ağustos 2005 (2)
  Temmuz 2005 (5)
  Haziran 2005 (9)
  Mayıs 2005 (11)
  Nisan 2005 (6)
  Mart 2005 (8)
  Şubat 2005 (9)
  Ocak 2005 (8)
  Aralık 2004 (10)






 

 



Mehmet Nuri ÇANKAYA Blog          

01.03.2005

Prag nedir?
Yok yok merak etmeyin, Prag’ı anlatan yeni bir nedir?com sitesi daha açılmıyor :) Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve Avrupa’nın en önemli şehirlerinden olan Prag’ı 3 gün boyunca yakından tanıma şansı elde ettim, sizlerle bu şehir hakkındaki izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.
Çekçe ismi “Praha” olan şehir rönesans devrinin en önemli ikinci şehri olarak biliniyor. Prag’da yer alan avrupanın ilk üniversitelerinden Charles Üniversitesi birçok ünlü siyasetçi ve bilimadamını yetiştirmiş. Şehri gezmeye başladığınızda öncelikle sizi bekleyen “Old Town Square” yani eski şehir merkezi oluyor. Bu merkezdeki en önemli yapılardan biri 15’inci yüzyılda inşaa edilen ve üzerinde 12 havari heykeli bulunan Astronomik saat. Astronomik saati gördüğümde saat 15’e geliyordu, yandaki fotoğrafı çekeyim derken birden saat harekete geçti ve çanlar çalmaya başladı, ne kadar da şanslıymışım, bilmeden saat başını yakalamışım.
Eski şehir merkezindeki diğer yapılar da meydanın kendisi de mükemmel bir atmosfer sunuyor sizlere. Praglı ünlü yazar Franz Kafka ne kadar karanlık bir dünya aktarsa da aslında soğuk ve karanlıklar içerisinde renkleri yakalamak ve mutlu olmak sizin elinizde.
Meydan’dan Prag Kalesi’ne doğru gitmek için nehri geçmek zorundasınız ve işte o anda Charles Köprüsü sizi karşılıyor. Tüm heybetiyle sizi kendine hayran bırakan köprüden şehri izlemek soğuk bir kış gününde içinizi ısıtıyor. Köprü boyunca sanki tarihsel bir yolculuktasınız; sağlı sollu heykeller ve tarihi köprü kabartmaları size yolun nasıl geçtiğini hissettirmiyor. Ayrıca köprünün üstü tam bir şenlik alanı binlerce insan bir yandan diğer yana yürüyor.
Gerek köprüde ve gerekse de Prag sokaklarında yanınızdan geçenlere dikkat edecek olursanız Japonlar, Almanlar, İngilizler, Hintliler derken binbir türlü ulusun halkını görebiliyorsunuz. Herkes özgürce bu topraklarda dolaşabiliyor ve tarihte kayboluyor. Çekoslavakya, 1989 yılında Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrıldığında Prag tam bir doğu bloğu ülkesiymiş, oysa şimdi rengarenk sokaklarında binlerce ülkenin küresel etkisini görebiliyorsunuz.
Prag’ı bu kadar güzel yapan ise ortaçağ avrupasını yansıtan mimari yapıların bu kadar korunmuş olması. 2.Dünya savaşında Almanlar tarafından istila edilen şehir yakılıp yıkılmadığı için Prag çok şanslı. Son olarak garip bir binadan bahsetmek istiyorum, Danseden Bina. Garip mimarisiyle sanki danseden bir bina atmosferi yaratan bu yapıyı da Prag’a giderseniz görmenizi tavsiye ederim.
Benim Prag’da olma sebebim ise Microsoft’un MVP toplantısı idi. Toplantıda MVP Program Direktörü Sean O’Driscoll başta olmak üzere birçok üst düzey yönetici ile görüşerek 2005-2006 yılında Türkiye’de yapmayı plandığım aktiviteler üzerine konuşma fırsatı buldum. Hatta “Microsoft Community Guru” ünvanına sahip Tony Poll’a Türkiye’de topluluk oluşturma ve geliştirme çalışmalarımızı anlattığımda bunların mutlaka başarı öyküsü haline getirilip tüm dünyadaki topluluk liderlerine aktarılması gerektiği fikirlerini aktardı. Bu işin Guru’sundan bunları duymak benim için mutluluk vericiydi. Yandaki fotoğrafta Sean ve beni görüyorsunuz.

Etiketler:

Kategori :GeziYorum
@16:47, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (2) - Yorum Yaz


Yorumlar

pragta okumak
Pragta okumaya gidicem gidicek olan yada orda okuyanlar bana ulaşsın lütfen...rt-cs@hot..
ahmet adilce @12.12.2007



gg
çok uzun
fsgr @14.11.2007



Bu Günlük Yazısı Hakkında Yorum Yapmak için;

Adınız ve Soyadınız :
e.Posta Adresiniz:
Konu/Başlık :
Yorumunuz:
Güvenlik Kodu

Yukarıda görünen güvenlik kodunu giriniz: