|
|
|
.Basın-Medya (33) .Bilişim (184) .GeziYorum (28) .Önemli Duyurular (36) .Seminerler (164) .Yönetim (8) Arşiv Nisan 2010 (Güncel) Mart 2010 (7) Subat 2010 (4) Ocak 2010 (2) Aralık 2009 (4) Kasım 2009 (2) Ekim 2009 (1) Eylül 2009 (7) Ağustos 2009 (4) Haziran 2009 (1) Mayıs 2009 (7) Mart 2009 (7) Şubat 2009 (8) Ocak 2009 (10) Aralık 2008 (3) Kasım 2008 (1) Ekim 2008 (3) Eylül 2008 (8) Ağustos 2008 (10) Haziran 2008 (13) Mayıs 2008 (11) Nisan 2008 (3) Mart 2008 (7) Şubat 2008 (13) Ocak 2008 (18) Aralık 2007 (16) Kasım 2007 (25) Ekim 2007 (6) Eylül 2007 (10) Ağustos 2007 (8) Temmuz 2007 (9) Haziran 2007 (6) Mayıs 2007 (7) Nisan 2007 (11) Mart 2007 (4) Şubat 2007 (12) Ocak 2007 (14) Aralık 2006 (17) Kasım 2006 (14) Ekim 2006 (2) Eylül 2006 (4) Ağustos 2006 (2) Temmuz 2006 (1) Haziran 2006 (3) Mayıs 2006 (5) Nisan 2006 (5) Mart 2006 (3) Şubat 2006 (4) Ocak 2006 (5) Aralık 2005 (6) Kasım 2005 (6) Eylül 2005 (2) Ağustos 2005 (2) Temmuz 2005 (5) Haziran 2005 (9) Mayıs 2005 (11) Nisan 2005 (6) Mart 2005 (8) Şubat 2005 (9) Ocak 2005 (8) Aralık 2004 (10) |
|
Gelişen ve değişen yeni oyun düzeninde küresel oyuncularla aynı kulvarda koştuğumuz Bilişim alanında geleceğe dair fikir yürütmek isteyen herkesin mutlaka okumasını önerdiğim bu kitapta Türkiye ve Bilişim; teknolojinin yönetime olan etkileri konularında derinlemesine düşenmeye iten örnekler olacak. Henüz sadece İngilizcesi olan kitap umuyorum yakın zamanda Türkçe’ye de çevrilir ve daha büyük bir okuyucu kitlesine kavuşulmuş olur. Etiketler: Kitap Önerisi, Hot, Flat and Crowded,
Kategori :Yönetim Perakende Zirvesi 2008
Etiketler: Guy Kawasaki, Perakande Günleri,
Kategori :Yönetim VideoBlog: Sosyal Medya Değerli dostum Yüce Zerey ile başlattığımız VideoBlog serimize devam ediyoruz, bu haftaki konumuz "Sosyal Medya". Medyanın sosyali mi olur demeyin :) klasik medyadan sosyal medyayı ayıran birçok unsuru bu keyifli sohbet içerisinde bulacaksınız. VideoBlog: Sosyal Medya Etiketler: Sosyal Medya, Web 2.0, Yüce Zerey, Nuri Çankaya,
Kategori :Yönetim Doktor Olmak Geçtiğimiz haftasonu itibariyle doktoradaki tüm derslerimi tamamladım,Yeditepe Üniversitesi'nde yönetim üzerine yaptığım bu doktora çalışmasında son gün başıma gelen komik bir olayı paylaşmak istiyorum. Aldığım ders için vermem gereken makale nedeniyle okulda çalışmamı tamamlıyorum, kantinde önümde bilgisayarım aralıksız çalışıyorum. Bu arada kantinden arada bir çay alıyorum ve kantin görevlisi de geliyor ve arada bir masayı temizliyor, aradan 5 saat geçti ve kantin görevlisiyle aramızla şu dialog yaşandı: - Dikkat ediyorum da saatlerdir burada aralıksız çalışıyorsunuz? - Evet doktora öğrencisiyim de, inşallah bugün bitiyor. - Kolay gelsin, ne doktoru olacaksınız bitirince? -, yönetim alanında doktora yapıyorum ben, yani işletme doktoru diyebiliriz. - Hımm, hangi hastalıklarla ilgili sizin doktorluk yani? - Hastalık değil, şirketlerin yönetim çalışmaları ile ilgili bir doktora çalışması.. (diye anlatırken) - Hımm, o halde biz hasta olmayalım da size gelmeyelim, herşeyin başı sağlık, haydi kolay gelsin. Dedi ve işine geri döndü, ben de arkasından bakakaldım :) Etiketler:
Kategori :Yönetim Dünyanın Küresel Markalarında 2. Sırada Microsoft
Etiketler:
Kategori :Yönetim Chicago ve Yönetimin Değişen Dünyası “ Varoluş Felsefesi ve Yönetim” başlıklı sunumumu indirmek için tıklayın > (Sunum ingilizcedir)
Etiketler:
Kategori :Yönetim Kitap Tavsiyesi: Dünya Düzdür
Etiketler:
Kategori :Yönetim Pazarlama ve Internet Reklam insanların hevesle bekledikleri bir şey değildir. Düşünün televizyon izlerken size en yakın elekronik cihaz televizyon kumandasıdır, neden acaba? Sevmiyoruz, reklamı sevmiyoruz. Zorla izleyip ardından beğendiklerimiz oluyor o kadar, sevme ihtiyacı hissediyoruz. Internetin popülerliği arttıkça reklamcılık için yeni bir medya oldu. Forrester Research firmasının araştırma sonuçlarına göre 2006 yılında internet reklamcılığı 122 milyar doları aşmıştır, bu da dünya reklam cirosunun yaklaşık %8’dir. Ne güzel değil mi? Hayır tabi ki değil, internette artık karşınızda tüm silahlarıyla hazır bekleyen bir kitle var, çünkü interneti kitle iletişim aracı yapan en büyük özellik: etkileşim. Internet’te reklam gösterilmemesini sağlayan yazılımlar var, yeni bir sayfa açılamıyor otomatik olarak, banner reklamları gösterilmediği için sayfa daha hızlı geliyor. Neden insanlar internet’te de reklam görmek istemiyorlar, aslında istiyorlar ama eğer onları tanıyarak, onlara özel ve izinli yapılırsa. Internet reklamcılığının en büyük avantajı çok kolay uygulanabilecek bir üyelik sistemi ardından üyeleriniz hakkında detaylı bilgi edinebilmenizdir. Onları sayfaları gezinmelerinden, hangi sıklıkla, hangi günlerde sitenizde dolaştıklarından, özellikle hangi içerik ile ilgilendiklerinden yola çıkarak kategorilere ayırmanız ardından onların da iznini alarak istedikleri reklamları onlara gösterebilirsiniz; işte tüm izinli pazarlama sözlerinin ardında yatan gerçek. Şimdi alın bu bilgiyi bu üyenin reklamlarla karşılaşacağı diğer medyalara da yansıtın. Bunu bugünkü radyo altyapısı için düşünecek olsanız gerçekten zor dersiniz, ama kişiye özel mobil radyo yayınlarının denemelerinin yapıldığı bugünlerde kitle iletişim araçları arası senkronizasyon en kolay ama çok önemli işlerden biri olsa gerek. Nielsen tarafından yapılan araştırmada banner reklamlarına tıklayanların sayısı geçtiğimiz yıl yüzde 1,35’lük orandan 0, 65’e düşmüştür. Sebebini az önce bir bakış açısından incelemiş olsak da farklı bir gözle daha bakmakta yarar var: Web sitelerinin paraya ihtiyacı var. Evet, herkes para kazanma derdin ama bu bannerla olmaz, bunu anlamamız için yaşamamız gerekiyor herhalde. Internet dışında bir örnek vereyim; Atlanta’da yeni yapılan bir stadyum’un adı yirmi yıllığına Philips firmasına kiralandı. Diyeceksiniz ki normal birşey, Türkiye’de de futbol kulüpleri bunu yapıyor. İşin garip yani şu: stadyumun maliyeti 145 milyon dolar, Philips firmasından alınan para 200 milyon dolar. İşte reklam dünyasının gücü, ürkütücü değil mi? Eskiden bir de parayla sevgi satın alınabilir mi derlerdi, yakında sanıyorum aşk hayatımıza da reklam girecek. Bence yapılması gereken siteye reklam almak değil, internette bir marka yaratarak reklam firmalarının odağı olmak. İnternet markası yaratmanın en zor kısmı da sanal olmanız, evet evet siz sanalsınız. Eğer bir internet markası yaratmak istiyorsanız unutulmamalısınız, çünkü insanoğlu unutur. Çünkü internet markaları Arçelik buzdolabı, Vestel çamaşır makinası gibi günlük hayatta görünmezler. Bu yüzden markanızı sürekli akılda tutmak için çeşitli yöntemler denemelisiniz. Bunun bence Türkiye şartlarında en iyi yöntemlerinden biri başka bir medyayı kullanmak: radyo. Radyo özellikle internete bağlantının çok ciddi rakamlarda olduğu illerde televizyon kadar etkili olan bir medya, ama akılda kalıcılığı çok daha fazla. Zaten bizim de yapmak istediğimiz soyut bir markayı anlatmak olduğu için radyo reklamları bu işin en ciddi pazar alanı olacaklardır. Saatlerce İstanbul trafiğinde beklerken, yeni nesil mobil dijital asistanımız yanımızda boş boş dururken, radyodan gelen bir internet markası sizi etkilemez miydi? Sonuç olarak internet klasik reklamcılık anlayışını değiştirecek çok güçlü bir kitle iletişim aracı çünkü elinde etkileşim gibi dev bir kozu var. Siz siz olun internetin gücünü asla unutmayın, bir internet markası yaratın ve ardından bu markanın liderliği için farklı medyaları da kullanarak sürekli çabalayın, göreceksiniz zamanla kazanan siz olacaksınız; çünkü siz reklamı değil, reklam dünyası sizi arayacak. Etiketler:
Kategori :Yönetim
|
|
|
|