Mehmet Nuri ÇANKAYA
           




  Kategoriler
  .Basın-Medya (33)
  .Bilişim (215)
  .GeziYorum (35)
  .Önemli Duyurular (43)
  .Pazarlama (15)
  .Seminerler (170)
  .Sosyal Sorumluluk (1)
  .Sunumlar (7)
  .Yönetim (16)

  Arşiv
  Haziran 2011 (Güncel)
  Mayıs 2011 (16)
  Nisan 2011 (5)
  Mart 2011 (1)
  Şubat 2011 (1)
  Ocak 2011 (4)
  Aralık 2010 (9)
  Kasım 2010 (5)
  Ekim 2010 (5)
  Eylül 2010 (5)
  Ağustos 2010 (2)
  Temmuz 2010 (1)
  Mayıs 2010 (3)
  Nisan 2010 (2)
  Mart 2010 (7)
  Subat 2010 (4)
  Ocak 2010 (2)
  Aralık 2009 (4)
  Kasım 2009 (2)
  Ekim 2009 (1)
  Eylül 2009 (7)
  Ağustos 2009 (4)
  Haziran 2009 (1)
  Mayıs 2009 (7)
  Mart 2009 (7)
  Şubat 2009 (8)
  Ocak 2009 (10)
  Aralık 2008 (3)
  Kasım 2008 (1)
  Ekim 2008 (3)
  Eylül 2008 (8)
  Ağustos 2008 (10)
  Haziran 2008 (13)
  Mayıs 2008 (11)
  Nisan 2008 (3)
  Mart 2008 (7)
  Şubat 2008 (13)
  Ocak 2008 (18)
  Aralık 2007 (16)
  Kasım 2007 (25)
  Ekim 2007 (6)
  Eylül 2007 (10)
  Ağustos 2007 (8)
  Temmuz 2007 (9)
  Haziran 2007 (6)
  Mayıs 2007 (7)
  Nisan 2007 (11)
  Mart 2007 (4)
  Şubat 2007 (12)
  Ocak 2007 (14)
  Aralık 2006 (17)
  Kasım 2006 (14)
  Ekim 2006 (2)
  Eylül 2006 (4)
  Ağustos 2006 (2)
  Temmuz 2006 (1)
  Haziran 2006 (3)
  Mayıs 2006 (5)
  Nisan 2006 (5)
  Mart 2006 (3)
  Şubat 2006 (4)
  Ocak 2006 (5)
  Aralık 2005 (6)
  Kasım 2005 (6)
  Eylül 2005 (2)
  Ağustos 2005 (2)
  Temmuz 2005 (5)
  Haziran 2005 (9)
  Mayıs 2005 (11)
  Nisan 2005 (6)
  Mart 2005 (8)
  Şubat 2005 (9)
  Ocak 2005 (8)
  Aralık 2004 (10)






 

 



Mehmet Nuri ÇANKAYA Blog          

27.02.2007

Tunus’da Tunus’dayım...
Evet garip gelebilir ama Tunus (Tunisia) ülkesinin başkenti olan Tunus (Tunis)’dayım. Bir konferans için geldiğim Tunus, Kuzey Afrika’da yer alan bu ülke Türkiye’den sonra en modern müslüman ülke olarak biliniyor. 26 Şubat’ta geldiğim Tunus’ta yine çok farklı şeyler öğrendim ve şaşırdım. Neredeyse 500 yıl boyunca Osmanlı hakimiyeti olan Tunus, daha sonrasında 80 yıl kadar Fransız’lar tarafından yönetilmiş; ama şuan eğitim dilinde Arapça kadar Fransızca da gösteriliyor. Tunus’un ilginç bulduğum özelliklerinden birisi ise ordularının olmaması, Cumhuriyet bayramı törenlerinde yürüyüş yapacak asker sayısı yeterli olmadığı için kısa bir caddede gerçekleştiriyorlar törenleri, böylece önden giden grup arka sokaktan dolaşıp tekrar gruba katılıyor, böylece kalabalık görünüyorlar. Büyük Resim için Tıklayınız
Büyük Resim için Tıklayınız Komşularıyla kısaylandığında 10 milyon olan ülke nüfusunu korumak için bir ordu kurmanın anlamsız olduğunu düşündükleri için tüm askeri fonları eğitime ayırmışlar, bunun sonucu olarak ülke Afrika’daki diğer ülkeler arasından hızla sıyrılmış. Turizm, tarım ve bilişim konuları ana sektörler. Devlette Arge’den sorumlu bakan var, oldukça şaşırtıcı ama takdiri hakeden bir düşünce. (Resimde değerli dostum Mehmet Emre ile Tunus'daki üç meşhur kapıdan birinin önündeyiz)
Tunus’da görülecek oldukça fazla yer var, ama şehir merkezindeyseniz Medine Eski Şehir gezmeniz gereken yerler arasında, bizim Kapalıçarşı’ya çok benzeyen bir ortamda Kuzey Afrika kültürüne küçük bir gezi yapmış oluyorsunuz. Sokakların sonunda sizi Osmanlı’dan kalma camiler karşılıyor, bunlardan en bilineni Zeytin Camisi. Ayrıca meşhur Hannibal’ın Kartaca imparatorluğuna ait bölgeyi de gezmenizi öneriyorum. Büyük Resim için Tıklayınız

Etiketler:

Kategori :Seminerler
@11:40, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz


27.02.2007

Nüfus ve ARGE ile Bilişim İlişkisi
Yeditepe Üniversitesi’nde yürütmekte olduğum doktora çalışmamda aklıma takılan bir konuyu araştırma kararı aldım, özellikle Hindistan ziyaretim sonrası acaba ülke nüfusunun fazla olması ülkenin bilişimle kalkınıp kalkınamayacağını etkiler mi? İkinci olarak da bir akademisyenle yaptığımız görüşmede Türkiye’de Arge’den öncelikli önemli olan onları tek bir çatı altında hareket edebilir hale getirmek, girişimcilik ve Arge’ye aşırı önem vermemek üzerine olan görüşünü araştırmaktı. Farklı kaynaklardan veriler alarak ülkeleri karşılaştırdım ve sonuç olarak nüfusun bilişim sektörünü büyüterek ülkenin kalkınmasına etkisi olmadığını, tam tersine ARGE’nin de çok önemli olduğunu araştırma sonucu olarak buldum.

Raporumu okumak için tıklayın >

Etiketler:

Kategori :Bilişim
@10:29, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (1) - Yorum Yaz


26.02.2007

Uludağ’da Kış Başkadır
Büyük Resim için Tıklayınız Ülkemizdeki kayak konusundaki en iyi merkezlerden birisi olan Uludağ, haftasonu İstanbul’dan uzaklaşmak isteyen ve mevsim değişikliklerinden dolayı görmeyi özlediğimiz kar ve soğuğu görmek isteyenler için birebir. İstanbul’dan kendi aracınızla hızlı feribotla Yalova’ya varıp, oradan da Bursa merkeze girmeden, Çekirge’den geçerek dağ yolundan yaklaşık 3 saatte Uludağ’a gidebileceğiniz gibi; dağ yolundaki kar, buzlanma ve sisli yolda araba kullanmamak için Bursa’ya otobüle gidip oradan da dağa çıkan minibüslerle çıkabilirsiniz. Diğer bir alternatif ise; aracınızı Bursa merkezde bırakıp teleferik ile Sarıalan’a çıkmak, sonrasında da minibüsle oteller bölgesine geçmek. Uludağ’a günü birlik gidip gelmek pek mantıklı değil, hatta en güzeli Cuma öğleden sonra yola çıkmak ve haftasonunu dolu dolu yaşamak. Oteller 2 farklı bölgede bulunuyor, birinci bölgedeki oteller daha kalabalık ve hareketli bir ortamda, bu yüzden kalabalığı sevenler için bu kısım tercih sebebi olabilir, ikinci bölgede ise yeni oteller olan Kartanesi, Monte Baio, Wow gibi daha lüks oteller mevcut ama ortam daha sessiz. Ama tavsiyem chaletlerde kalmanız, telesiyejlerin çıkış noktası olan chatler tüm doğayı en üst noktadan görebileceğiniz, kalabalıktan uzak bir dağ evinde olduğunuzu hissettiren havasıyla bence Uludağ’ın en güzel yeri. Otele vardığınızda içeceğiniz çorba ile maceranız başlıyor.
Kayak yapacaklara malzemelerini taşımalarını önermem, birçok kiralama noktasında çok uygun fiyatlara kayak takımlarınızı kiralayabilirsiniz. Eğer kayak yapmayı bilmiyorsanız öğrenemem diye korkmayın, orada bulunan kayak hocalarından alacağınız yaklaşık iki saatlik bir kayak dersiyle kaymayı öğrenebilirsiniz, kaydıkça zamanla uzmanlaştığınızı göreceksiniz. Birinci bölgede kısa pistler mevcut, yeni öğrenenler için ideal, ikinci bölgede ise uzunca bir pist sizi bekliyor. Dağdaki her inişinizde liderlik, motivasyon, takım çalışması, stresle başa çıkma gibi soft-skill dediğimiz geliştirilebilir tüm becerilerini elde ettiğinizi göreceksiniz, insanın doğasında her zaman bir öze dönüş, doğruyu doğal gerçeklerde arama olgusu var, bu yüzden disiplinler arası bakışlar için doğal dengeyi de korumak şart. Yandaki fotoğrafta gördüğünüz bir manzara bulutlarla kaplı Bursa’ya bulutların üzerinden baktığınız bir anın yansıması, kayak mevsimi mart sonunda bitiyor. Kaymayı düşünenlere şimdiden keyifli tatiller. (Son olarak Kocaeli’nde bulunan Kartepe geçen yıl açıldı, burası da tercih edilebilir ama Türkiye’nin en güzel kayak merkezinin ormanlarla kaplı Kars-Sarıkamış’ta olduğunu da hatırlatayım.) Büyük Resim için Tıklayınız

Etiketler:

Kategori :GeziYorum
@10:29, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz


23.02.2007

Deutche Welle Röportajım
22 Şubat 2006 tarihinde Almanya’nın basın kuruluşu Deutche Welle radyosuna konuk oldum. Teknoloji alanında günümüzde gelinen nokta, Windows Vista’nın en önemli özellikleri, Kurumsal ve Bireysel kullanıcılar için teknoloji fırsatlarından konuştuğumuz bir röportaj gerçekleştirdik. Yayın Türkiye’deki farklı radyolar tarafından da önümüzdeki günlerde yayınlanacak. Ayrıca önümüzdeki haftalarda benim ilgi gören podcast’im Geleceğin Meslekleri üzerine de bir röportaj gerçekleştireceğiz Deutche Welle ile. http://www.dw-world.de Deutche Welle

Etiketler:

Kategori :Basın-Medya
@08:33, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (1) - Yorum Yaz


19.02.2007

Fütüristler Etkinliği Ardından
Tüm Fütüristler Derneği olarak 14 Şubat 2007 günü Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda “The Value of Futurism” başlıklı bir seminer düzenledik. Açılış konuşmasını derneğimizin başkan yardımcısı değerli Dr. Alper Alsan’ın yaptığı etkinlikte Fütürist Anne Skare Nielsen konuşmacı olarak yer aldı. 2007 yılının ilk dernek üyeleri buluşması böylelikle mükemmel bir etkinlikle başlamış oldu. Büyük Resim için Tıklayınız
Büyük Resim için Tıklayınız Blogumda birçok kez belirttiğim gibi geleceği görebilmek için birlikte hareket ediyor olmak zorunluluk, işte tam bu noktada TFD çok önemli bir açılım bizler için. Sizi de derneğimize üye olmaya davet ediyorum: www.futurizm.org Bu etkinlikte Dr.Alper Alsan tarafından yapılan sunumu indirmek için tıklayın >

Etiketler:

Kategori :Seminerler
@08:38, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz


17.02.2007

Roma Gezisi
Büyük Resim için Tıklayınız İtalya’nın başkenti Roma yüzyılların tarihini görmek için dünyada mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer. İlk gittiğim günden beri hayran olduğum bir şehir, benim gibi siz de tarih meraklısıysanız bu şehre bayılacaksınız. Öncelikle Roma denince akla ilk gelen Colessium’dan başlayalım. Orjinal adı Anfiteatrum Flavium olan Colessium meşhur gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yer olarak bilinen amfi tiyatro M.S. 1.yüzyılda yapılmış. 75 bin kişilik bu yapı ilk gördüğünüzde sizi şaşırtıyor çünkü hep hayalinizde kocaman bir yer düşünüyorsunuz ama antik roma kentinin hemen yanında küçük kalıyor hayallerinize göre. Burada yapılan dövüşler 523 yılına kadar devam etmiş ve sonrasında kaderine terkedildiği için taşları çalınmış ve bir yıkıntı halini almış, 18.yüzyılda restorasyon başlamış ve son olarak ikinci dünya savaşında bombalanmış ve bugünkü hali kalmış. Mimarisindeki katlar arasındaki boşluk farkı sonradan kapatılmaya çalışılmış ama o da yarım bırakılmış, görülmesi gereken bir yapı. Tabi öncesinde eski roma şehrinin kalıntılarını da iyice görmenizi tavsiye ediyorum. Ben Roma’ya ilk gittiğimde gece 23 civarında otelde duramayıp tek başıma eski roma şehrine gitmiştim, kimseler olmadığı için biraz ürkütücü olsa da yaptığım en büyük ama keyifli çılgınlıklardan biriydi, tarihe bir yolculuk için orada olmak mükemmeldi.
Sabah olduğunda ilk iş soluğu aşıklar çeşmesinde aldım, asıl adı fontana di trevi. 1735 yılında yapılan bu eser, İtalya’da çok sık görebileceğiniz binanın ön yüzünü oluşturan çeşme mimarilerinin başını çekiyor. İnanışa göre eğer havuza para atarsanız romaya bir daha geri geleceğiniz anlamına geliyor. Yakınlarda satılan dondurmacılardan da meşhur roma dondurmanızı almayı unutmayın. Sonrasında sizi az ileride ispanyol merdivenleri bekliyor. Benim gibi Inter forması giyerek Roma sokaklarında dolaşmamanızı da öneriyorum, ispanyol merdivenlerinde fanatik italyanların fazla gözüne batıyorsunuz. Büyük Resim için Tıklayınız
Büyük Resim için Tıklayınız Yolun devamında mutlaka görmeniz gereken bir diğer yer ise Pantheon. Pagan döneminde tapınak olarak inşa edilmiş ama sonrasında katolik kilisesine dönüştürülmüş. En önemli özelliği mimari de kafesleme tekniği adı verilen teknikle direk kullanılmadan yapılmış bir kubbesi olması ve tam ortasında da kocaman bir deliğin yer alması. Roma’da her binanın girişinde binayı yaptıran kişinin adı yazmaktadır, burada da "magrippa lecos tertivm fecit" yazmaktadır, lucius’un oğlu marcus agrippa tarafından yapılmıştır anlamına gelse de aslında asıl hikayede agrippa tarafından yapılan çok yakınlarda yapılmış olan çok benzer bir pantheon’un yanması üzerine sonradan yapılmış ve agrippa’nun adı yazılmıştır. Kare bantlar oculus adı verilen delikten içeri sızan ışığın bir illüzyon sağlamasının yanında kubbenin çökmesini de önlerler. Mutlaka görülmesi gereken bir yapı bence Pantheon.
Son olarak gezimi Vatikan’da tamamladım. Aslında ayrı bir ülkeye, dünyanın en küçük ülkesine giriş yapıyorsunuz ama kapıda küçük bir kontrolden geçtikten sonra kendinizi vatikan meydanında buluyorsunuz. Karşınızda vatikan kilisesi yer alıyor. İçerisi hristiyanlar için kutsal beni şaşırtan ise günah çıkarma bölmelerinden birinin Türk bayraklı olmasıydı. Mutlaka cupola adı verilen kubbesine çıkmanızı öneriyorum. Çıkmak için iki yolunuz var, asansör veya merdivenler. İtiraf edeyim merdivenleri çıkmak gerçekten zor, vücudunuz S olmak zorunda kalıyor belli noktalarda ama en üst noktaya geldiğinizde emin olun bu yolculuğa deyiyor. Sadece Vatikan’ı değil, tüm Roma’yı göreceğiniz bir yer kubbenin en üst noktası, mükemmel bir manzara sizi bekliyor. Büyük Resim için Tıklayınız
anlatmaya devam edeceğim. Son olarak Roma’ya en az 3 gün ayırmayı unutmayın, mümkünse bir de vespa kiralamadan gezmeyin. Keyifli geziler...

Etiketler:

Kategori :GeziYorum
@10:59, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (6) - Yorum Yaz


16.02.2007

Web 3.0
BYTE Mart 2007 sayısı için yazımı "Web 3.0" üzerine yazdım. Kısaca, en özet haliyle “Web 3.0; internet kontrolünün insanın elinden çıktığı web dünyasıdır”. Web 1.0 insanlar tarafından yaratılan internet uygulamalarının kullanıldığı bir dünya iken Web 2.0 insanlar tarafından Web 1.0 mantığıyla yaratılan internet uygulamalarının değiştirilebildiği, kontrolün insan eline geçtiği bir dünya olmuştur. Web 3.0 kontrol cihazlar arası etkileşimle internetin kendi kendini yaratacağı bir web dünyasıdır. Semantik web dünyası da Web 3.0 dünyasının başrol oyuncusu olacaktır. Web 3.0

Semantik Web
Bazen anlamsal web olarak da adlandırılan semantik web mimarisini anlamak için önce semantik kelimesinden başlayalım. Semantik; anlamı araştırmak demektir, Yunanca Semantikos yani gerçek anlam kelimesinden gelmektedir. Semantik web teknolojileri açık standartlar sayesinde anlamı verinin döküman içeriğinden ayrıştırmamızı sağlar. Eğer bilgisayar bir dökümanın semantiğini anlarsa, artık sadece o dökümanın içerisindeki karakterleri algılamaz, dökümanın “anlamını” öğrenebilir.

Semantik Web Teknolojileri
RDF yani Kaynak Açıklama Altyapısı (Resource Description Framework) semantik web için temel veri modelidir. Bu model farklı değişim formatları olan RDF/XML, N-Triples, N3 ve Turtle için baz teşkil etmektedir. Semantik dünyanın kalbini ise Ontoloji’ler oluşturmaktadır, bu yüzden de OWL yani Web Ontoloji Dili (Web Ontology Language) tüm açıklamaları ve ilişkileri yapabilmemiz için kullanacağız teknoloji olacaktır. Semantik web teknolojilerinin kullanımına güzel bir örnek FOAF (Friend of a friend) uygulamasıdır, özellikle günümüzün sosyal ağları olan web projelerini düşündüğünüzde anlamsal weble hayata geçecekleri hayal etmek bile güç.

...Web 3.0 hayatımızı nasıl değiştirecek ve dahası için BYTE Mart 2007 Sayısını Mart'ın ilk günlerinde bayinizden alabilirsiniz...

Etiketler:

Kategori :Bilişim
@18:40, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (17) - Yorum Yaz


09.02.2007

ASP.NET AJAX Kitabı Yakında Kitapçılarda....
Güzel bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. 2007 yılı web 2.0 yazılım dünyasına damgasını vuracağına inandığım AJAX konusundaki tüm çalışmaları bir kitap olarak biraraya getirme kararı aldık ve Çankaya Üniversitesi’nden Ömer Çelik ve Pamukkale Üniversitesi’nden Burak Batur ile birlikte “ASP.NET AJAX” başlıklı bir kitap yazdık. Kitap konusundaki ilk Türkçe kaynak olma özelliğine sahip olacak, Mart başında tüm kitapçılarda olmasını hedeflediğimiz kitabın haberi şimdiden paylaşmak istedim.
Ayrıca ASP.NET AJAX konusunda seminerlere de son sürat devam ediyoruz. Msakademik.net tarafından yapılacak Uğur Umutluoğlu’nun konuşmacı olduğu Webiner (Web üzerinden seminer) 16 Şubat 2007 Cuma günü saat 16:00-17:00 arasında gerçekleşecek, katılmak için msakademik.net üzerindeki Akademik Webiner linkine tıklayarak kayıt olmanız gerekmekte. Ayrıca 24 Şubat 2007’de de Microsoft Türkiye’de Serkan Karaaslan’ın konuşmacı olduğu ASP.NET AJAX konulu seminer, ASPnedir?com organizasyonunda saat 13:30-15:30 arasında gerçekleşecek, katılmak için ASPnedir sitesinden kayıt yaptırmanız gerekmekte. (Fotoğraf Microsoft'ta benim de AJAX üzerine konuşmacı olduğum seminerden, Aykut Taşdelen ve Mehmet Aca ile birlikte) Büyük Resim için Tıklayınız

Ayrıca ASP.NET AJAX’a giriş sunumumu şu linkten indirebilirsiniz:
www.nuricankaya.com/ajax

Etiketler:

Kategori :Seminerler
@00:00, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (2) - Yorum Yaz


09.02.2007

Zirve 2007’de En İyi Konuşmacı Seçildim
Büyük Resim için Tıklayınız Web 2.0 üzerine konuşmacı olduğum Microsoft Zirvesi 2007’de yazılım alanında yapılan sunumlar arasında en iyi konuşmacı seçildim. 25 Ocak 2007 günü Lütfi Kırdar’a gelen ve beni dinleyen herkese asıl ben teşekkür ediyorum, inanılmaz keyif alarak yaptığım konuşmacılığı siz de değerli bulduğunuz için. Genel olarak da Windows Vista sunumlarından hemen sonra en beğenilen sunum olmuş benim yaptığım sunum, Engin Günaydın’ın yer aldığı bir lansmanı geçmek oldukça zor tabiki :) (Fotoğraftakiler Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel, Akademik Programlar Müdürü Eminay Yurtseven ve ben)

Web 2.0 bu yıl Türkiye gündeminde olacak, bundan sonra da olabildiğince Web 2.0’ı sizlere aktarıyor olacağım. Zirve’de yaptığım sunumu incelemek isteyenler için adres:
www.nuricankaya.com/zirve2007

Etiketler:

Kategori :Seminerler
@00:00, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (4) - Yorum Yaz


07.02.2007

BYTE Şubat 2007 Yazım ve E-ğitimim...
Büyük Resim için Tıklayınız Byte Dergisi Şubat sayısında “Net Vizyon” adlı köşemde bu ay “Hindistan Olmak Ya da Olmamak” başlıklı bir yazı yazdım. Yazım içerisinde Hindistan ve yarattığı farklılıklardan bahsettiğim gibi; Web 2.0, Mobil Ödeme Sistemleri, Kurumsal Blog, Dijital Dergiler, RFID, Kurumsal Semantik Web gibi konularda da fütürist bir yaklaşımla fırsatları aktarmak istedim.
Bu ay ayrıca bundan sonra her ay BYTE ile verilecek olan benim anlattığım “E-ğitim” içeriğinde “Expression Web Designer” adlı eğitimi DVD olarak bulabilirsiniz. BYTE Şubat sayısı tüm bayilerde. Büyük Resim için Tıklayınız

Etiketler:

Kategori :Basın-Medya
@00:00, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz


06.02.2007

Haftasonu Abant Gölü Maceraları
Büyük Resim için Tıklayınız İstanbul’dan haftasonu uzaklaşarak kış mevsiminin keyfini çıkarmayı düşünenler için önerim bu mevsimde karlarla kaplı olan Abant Gölü. Trekking için müthiş bir mekan olan Abant Gölü’ne ulaşmak da orada dolaşmak kadar keyifli, karlarla kaplı yoldan geçerken ayrı bir dünyaya açılan kapıdan geçiyorsunuz.
Gölün etrafında tam bir tur atmak yoğun kar yağışı yüzünden normalden çok daha uzun sürüyor ama eğer sonunda mangal ve sucuk sizi bekliyorsa, yürüyüşün sonunda yorulsanız da motivasyonunuz hiç düşmüyor :) Yürürken yaptığınız sohbetleri kartoplarının bölmesi de kaçılnılmaz, bu keyifli oyunla da gece geç olmadan geri dönüş yolculuğu başlıyor. Büyük Resim için Tıklayınız

Etiketler:

Kategori :GeziYorum
@20:38, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (2) - Yorum Yaz


05.02.2007

Akademik Bilişim 2007’deydim...
Büyük Resim için Tıklayınız Her yıl akademik dünyanın bilişimcilerini biraraya getiren Akademik Bilişim bu yıl Kütahya’da Dumlupınar Üniversitesi’nde gerçekleşti. Yoğun kar yağışı yüzünden ulaşımın oldukça zor olduğu etkinlik, yorucu yola rağmen mükemmel bir etkinlikti. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptıklarını için üniversite yetkililerini kutluyorum. Biz de Microsoft olarak etkinliğin ikinci gününde tüm gün süren bir “Microsoft Teknoloji Günü“ etkinliği düzenledik. Ben Windows Vista ve 2007 Office System üzerine iki sunum gerçekleştirdim. Etkinliğimizde MSP olan Ali Servet Eyüboğlu ve Eren Baydemir’in de AJAX, Cardspace ve Gadget Geliştirmek ile ilgili sunumları ve Kerem Özsü’nün SOA ve MSF sunumları da gerçekleşti. Etkinliğe yoğun ilgi gösteren tüm Akademik Bilişim katılımcılarına teşekkür ediyoruz.
Kütahya’ya gidip de yerel bilgiler vermemek olmaz. Öncelikle muhakkak Kütahya’ya özgü ballı kaymaklı gözlemeyi deneyin derim. İkinci olarak termal sularıyla ünlü Kütahya bölgesinde Güral Harlek oteline gitmenizi tavsiye ederim, Ankara ve İstanbul’da olanlar haftasonu için farklı bir alternatif tatil olarak Güral Harlek’de bir haftasonu geçirebilirler. Büyük Resim için Tıklayınız

Akademik Bilişim 2007’de yaptığım Windows Vista şu adreslerden ulaşabilirsiniz:
www.nuricankaya.com/vista

Etiketler:

Kategori :Seminerler
@16:52, Mehmet Nuri ÇANKAYA | Yorum Oku (0) - Yorum Yaz